لَمْ نُكْمِلِ النِّقَاشَ بِسَبَبِ ضِيقِ الْوَقْتِ.

Vakit darlığı yüzünden tartışmayı tamamlayamadık.

أَشْعُرُ بِالضِّيقِ الشَّديدِ عِنْدَما أَكونُ في مَكانٍ مُزْدَحِمٍ جِدًّا.

Çok kalabalık bir yerde olduğumda çok daralıyorum.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

ضَيِّق

الشَّارِعُ ضَيِّقٌ جِدًّا، وَيَصْعُبُ المُرُورُ فيهِ بِالسَّيَّارَةِ.

Cadde çok dar ve arabayla geçmek zor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

ضَيَّقَ

يُضَيِّقُ، تَضْيِيق

ضَيَّقَ الْخَيَّاطُ الْقَمِيصَ قَلِيلًا.

Terzi gömleği biraz daralttı.