بَعْدَ الْمَطَرِ، أَصْبَحَ الطَّرِيقُ مَلِيئًا بِالطِّينِ وَصَعْبَ الْمُرُورِ.
Yağmurdan sonra yol çamurla doldu ve geçmek zorlaştı.
بَعْدَ الْمَطَرِ، أَصْبَحَ الطَّرِيقُ مَلِيئًا بِالطِّينِ وَصَعْبَ الْمُرُورِ.
Yağmurdan sonra yol çamurla doldu ve geçmek zorlaştı.
يَسْتَخْدِمُ الْفَنَّانُ الطِّينَ لِصُنْعِ تَمَاثِيلَ وَأَعْمَالٍ فَنِّيَّةٍ جَمِيلَةٍ.
Sanatçı, kil kullanarak güzel heykeller ve sanat eserleri yapıyor.
بَعْدَ الْمَطَرِ، أَصْبَحَ كُلُّ مَكَانٍ مَلِيئًا بِالطِّينِ.
Yağmurdan sonra her yer balçık içinde kaldı.
çökelti
طَيَّنَ الْعَامِلُ سَطْحَ الْبَيْتِ قَبْلَ الشِّتَاءِ.
İşçi kıştan önce evin çatısını çamurla sıvadı.
sıvalamak