بَنَى الطَّائِرُ عُشًّا صَغِيرًا عَلَى شَجَرَةِ الْبَلُّوطِ فِي حَدِيقَتِنَا.
Kuş, bahçemizdeki meşe ağacına küçük bir yuva yaptı.
بَنَى الطَّائِرُ عُشًّا صَغِيرًا عَلَى شَجَرَةِ الْبَلُّوطِ فِي حَدِيقَتِنَا.
Kuş, bahçemizdeki meşe ağacına küçük bir yuva yaptı.
عُشُّ النَّحْلِ مَلِيءٌ بِالْعَسَلِ اللَّذِيذِ.
Arı kovanı lezzetli balla dolu.
يُوَفِّرُ الْعُشُّ حِمَايَةً لِلطُّيُورِ الصَّغِيرَةِ مِنَ الْحَيَوَانَاتِ الْمُفْتَرِسَةِ.
Yuva, küçük kuşları yırtıcı hayvanlardan korur.
kuş yuvası, aşiyan