فَقَدْتُ الْمَفَاتِيحَ فِي الْحَدِيقَةِ وَأَنَا أَبْحَثُ عَنْهَا الْآنَ.
Anahtarlarımı bahçede kaybettim ve şimdi onları arıyorum.
فَقَدْتُ الْمَفَاتِيحَ فِي الْحَدِيقَةِ وَأَنَا أَبْحَثُ عَنْهَا الْآنَ.
Anahtarlarımı bahçede kaybettim ve şimdi onları arıyorum.
فَقَدْتُ الْأَمَلَ فِي الْعُثُورِ عَلَى وَظِيفَةٍ بَعْدَ طُولِ انْتِظَارٍ.
Uzun süre bekledikten sonra iş bulma umudumu yitirdim.
yoksun kalmak, zayi etmek, fevt etmek
كَانَ فَقْدُ الْوَظِيفَةِ تَجْرِبَةً صَعْبَةً لِلْغَايَةِ بِالنِّسْبَةِ لَهُ.
İş kaybı onun için çok zor bir deneyimdi.
الْفَقْدُ فِي الْأَرْبَاحِ كَانَ نَتِيجَةً لِظُرُوفِ السُّوقِ الصَّعْبَةِ.
Kârdaki ziyan, zorlu piyasa koşullarının bir sonucuydu.
بَكَى الطِّفْلُ كَثِيرًا بَعْدَ فَقْدِ قِطَّتِهِ الصَّغِيرَةِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Çocuk bahçede küçük kedisini yitirdikten sonra çok ağladı.
yokluk, yitirme, yitirilme, yitiriş, yitme, kaybediliş, fevt