كَانَتْ هُنَاكَ مَسْحَةُ حُزْنٍ فِي صَوْتِهِ عِنْدَمَا تَحَدَّثَ عَنِ الْمَاضِي.
Geçmişten bahsederken sesinde bir hüzün izi vardı.
كَانَتْ هُنَاكَ مَسْحَةُ حُزْنٍ فِي صَوْتِهِ عِنْدَمَا تَحَدَّثَ عَنِ الْمَاضِي.
Geçmişten bahsederken sesinde bir hüzün izi vardı.
فِي وَجْهِهَا مَسْحَةٌ مِنَ الْحُزْنِ.
Yüzünde bir hüzün izi var.
أَضَافَتِ الْفَنَّانَةُ مَسْحَةً مِنَ اللَّوْنِ الْأَحْمَرِ إِلَى اللَّوْحَةِ.
Sanatçı tabloya bir dokunuş kırmızı renk ekledi.
sürme, sürüntü çubuğu