نُور

أَنْوَار
Aynı yazılan 1 kelime daha

أَضَاءَ نُورُ الشَّمْسِ الْغُرْفَةَ بِأَكْمَلِهَا فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ.

Güneşin ışığı sabah erkenden bütün odayı aydınlattı.

قَالَ لَنَا الْمُعَلِّمُ إِنَّ الْقُرْآنَ نُورٌ لِلْقُلُوبِ، وَإِنَّ الْإِيمَانَ يَمْلَأُ صَدْرَ الْمُؤْمِنِ نُورًا.

Öğretmen bize Kur'an'ın kalpler için bir nur olduğunu, imanın da müminin gönlünü nurla doldurduğunu söyledi.

بَعْدَ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ، عَادَ النُّورُ لِيَمْلَأَ السَّمَاءَ مُجَدَّدًا.

Şiddetli yağmurlardan sonra, aydınlık tekrar gökyüzünü doldurdu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

نَوَّرَ

يُنَوِّرُ، تَنْوِير

كُتِبَ هَذَا الْكِتَابُ لِتَنْوِيرِ الْقَارِئِ فِي الْعَدِيدِ مِنَ الْمَوَاضِيعِ.

Bu kitap, okuyucuyu birçok konuda aydınlatmak için yazılmıştır.