لَا يَجِبُ أَنْ نَصِمَ الْأَشْخَاصَ بِسَبَبِ أَخْطَائِهِمُ السَّابِقَةِ، بَلْ يَجِبُ أَنْ نُعْطِيَهُمْ فُرْصَةً لِلتَّغْيِيرِ.
İnsanları geçmişteki hataları yüzünden damgalamamalı, onlara değişme fırsatı vermeliyiz.
لَا يَجِبُ أَنْ نَصِمَ الْأَشْخَاصَ بِسَبَبِ أَخْطَائِهِمُ السَّابِقَةِ، بَلْ يَجِبُ أَنْ نُعْطِيَهُمْ فُرْصَةً لِلتَّغْيِيرِ.
İnsanları geçmişteki hataları yüzünden damgalamamalı, onlara değişme fırsatı vermeliyiz.
حَاوَلَتِ الْفَضِيحَةُ وَصْمَ سُمْعَةِ الشَّرِكَةِ، لَكِنَّهُمْ تَمَكَّنُوا مِنْ تَجَاوُزِ الْأَزْمَةِ.
Skandal şirketin itibarını lekelemeye çalıştı, ancak krizi aşmayı başardılar.
leke etmek, leke sürmek, yaftalamak, yaftalanmak, yaftayı yapıştırmak
إِنَّ سُلُوكَ وَصْمِ النَّاسِ شَائِعٌ جِدًّا فِي الْمُجْتَمَعِ.
Toplumda insanları etiketleme davranışı çok yaygındır.
yaftalama, yaftalanma, damgalanış, damgalama, damgalayış