gerilim

التَّوَتُّرُ السِّيَاسِيُّ يُقْلِقُ النَّاسَ الَّذِينَ يَعِيشُونَ فِي الْمِنْطَقَةِ.

Siyasi gerilim, bölgede yaşayan insanları endişelendiriyor.

يُمْكِنُ أَنْ يَخْلُقَ وَتِيرَةُ الْعَمَلِ الْمُكَثَّفَةُ إِجْهَادًا فِي الْجِسْمِ.

Yoğun çalışma temposu, vücutta gerilim yaratabilir.

ضَغْط — ضُغُوط

يَخْلُقُ عَدَمُ الْيَقِينِ الِاقْتِصَادِيُّ ضَغْطًا عَلَى الشَّرِكَاتِ.

Ekonomik belirsizlik, şirketler üzerinde gerilim oluşturuyor.

الْجُهْدُ الْكَهْرَبَائِيُّ فِي الْبَيْتِ مِئَتَانِ وَعِشْرُونَ فُولْتًا.

Evdeki gerilim iki yüz yirmi volttur.

Ayrıca: شَدّ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler