سَقَطَتِ السَّيَّارَةُ فِي حُفْرَةٍ كَبِيرَةٍ فِي الطَّرِيقِ بِسَبَبِ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ.
Şiddetli yağmurlar nedeniyle araba yoldaki büyük bir çukura düştü.
سَقَطَتِ السَّيَّارَةُ فِي حُفْرَةٍ كَبِيرَةٍ فِي الطَّرِيقِ بِسَبَبِ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ.
Şiddetli yağmurlar nedeniyle araba yoldaki büyük bir çukura düştü.
حَفَرَ الْعُمَّالُ حُفْرَةً كَبِيرَةً فِي الْأَرْضِ لِبِنَاءِ أَسَاسَاتِ الْمَبْنَى الْجَدِيدِ.
İşçiler yeni binanın temellerini atmak için yerde büyük bir delik açtılar.
حَفَرَ الْعُمَّالُ حُفْرَةً عَمِيقَةً فِي الْأَرْضِ لِوَضْعِ أَسَاسَاتِ الْمَبْنَى الْجَدِيدِ.
İşçiler yeni binanın temellerini atmak için yerde derin bir oyuk kazdılar.
hendek, kuyu, krater, oyuntu