saçalama, saçış, savurma
ذَرَّ
ذَرَّتِ الرِّيَاحُ الْغُبَارَ فِي كُلِّ مَكَانٍ.
Rüzgar her yere toz yaydı.
ذَرَّتِ الْأُمُّ الْمِلْحَ عَلَى الطَّعَامِ لِإِضَافَةِ نَكْهَةٍ.
Anne, lezzet katmak için yemeğe tuz serpti.
saçalamak
saçalama, saçış, savurma
ذَرَّتِ الرِّيَاحُ الْغُبَارَ فِي كُلِّ مَكَانٍ.
Rüzgar her yere toz yaydı.
ذَرَّتِ الْأُمُّ الْمِلْحَ عَلَى الطَّعَامِ لِإِضَافَةِ نَكْهَةٍ.
Anne, lezzet katmak için yemeğe tuz serpti.
saçalamak