وَصَلَ الْفَرِيقُ إِلَى ذِرْوَةِ أَدَائِهِ فِي الْمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ.
Takım final maçında performansının zirvesine ulaştı.
وَصَلَ الْفَرِيقُ إِلَى ذِرْوَةِ أَدَائِهِ فِي الْمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ.
Takım final maçında performansının zirvesine ulaştı.
بَلَغَتِ الْأَزْمَةُ ذِرْوَتَهَا فِي مُنْتَصَفِ اللَّيْلِ.
Kriz gece yarısı doruğa ulaştı.
تَصِلُ الْفَنَادِقُ إِلَى ذِرْوَةِ الْإِشْغَالِ خِلَالَ مَوْسِمِ السِّيَاحَةِ.
Turizm sezonunda oteller doluluk oranının pik yaptığı zamanlar oluyor.
doruk noktası, tepe noktası, evç