رَشَّتِ الْأُمُّ الْعِطْرَ فِي الْغُرْفَةِ.
Anne odaya parfüm serpti.
رَشَّتِ الْأُمُّ الْعِطْرَ فِي الْغُرْفَةِ.
Anne odaya parfüm serpti.
رَشَّ الْفَلَّاحُ الْمُبِيدَاتِ عَلَى الْحُقُولِ.
Çiftçi tarlalara böcek ilacı püskürttü.
رَشَّتِ النَّوَافِيرُ الْمِيَاهَ بِأَلْوَانٍ زَاهِيَةٍ فِي سَمَاءِ الْمَدِينَةِ خِلَالَ الِاحْتِفَالِ
Kutlama sırasında fıskiyeler şehrin gökyüzüne parlak renklerde sular fışkırttı.
çiselemek, çisemek, çiylemek, çöğdürmek, çilemek, fiskelemek, ilaçlamak, ıslamak, ıslatmak, saçalamak, saçıştırmak, serpelemek, serpiştirmek, sıçratmak, beneklemek, fısfıslamak, yağmurlamak, sepelemek
اسْتَخْدَمَ الرَّشَّ لِتَنْظِيفِ النَّوَافِذِ.
Pencereleri temizlemek için püskürtme kullandı.
serpme, çipilti, çöğdürme, çilenti, fışkırtılma, fışkırtma, fısfıslama, fısfıslanma, yağmurlama, saçalama, saçış, püskürtülme, sepeleme, serpeleme, püskürtüş, püskürüş, püskürtüm