شَدَّ الْحَبْلَ بِقُوَّةٍ لِرَفْعِ الصُّنْدُوقِ الثَّقِيلِ إِلَى الْأَعْلَى.
Ağır kutuyu yukarı kaldırmak için ipi kuvvetle çekti.
شَدَّ الْحَبْلَ بِقُوَّةٍ لِرَفْعِ الصُّنْدُوقِ الثَّقِيلِ إِلَى الْأَعْلَى.
Ağır kutuyu yukarı kaldırmak için ipi kuvvetle çekti.
شَدَّ الْعَرْضُ انْتِبَاهَ الْجُمْهُورِ مِنَ الْبِدَايَةِ.
Gösteri, seyircinin dikkatini en baştan çekti.
شَدَّ الْعَامِلُ الْبَرَاغِيَ جَيِّدًا قَبْلَ تَشْغِيلِ الْآلَةِ.
İşçi, makineyi çalıştırmadan önce vidaları iyice sıktı.
شَدَّ الرَّامِي قَوْسَهُ اسْتِعْدَادًا لِإِطْلَاقِ السَّهْمِ نَحْوَ الْهَدَفِ.
Okçu, oku hedefe doğru fırlatmaya hazırlanırken yayını gerdi.
gerdirtmek, gerginleştirmek, kasmak, çekiştirmek
يَضْمَنُ شَدُّ الْحَبْلِ نَقْلَ الْحَمُولَةِ بِأَمَانٍ.
Halatın gerilimi, yükün güvenli bir şekilde taşınmasını sağlar.
gerginlik, gerilme, çekiş, kasma, germe, gerdirilme, gerdirme, gerim, geriş