كَانَ الرَّئِيسُ طَاغِيًا فِي قَرَارَاتِهِ.
Başkan, kararlarında despot bir tavır sergiliyordu.
كَانَ الرَّئِيسُ طَاغِيًا فِي قَرَارَاتِهِ.
Başkan, kararlarında despot bir tavır sergiliyordu.
كَانَ النِّظَامُ طَاغِيًا يَقْمَعُ الْحُرِّيَّاتِ.
Rejim, özgürlükleri baskılayan müstebit bir yapıya sahipti.
كَانَ الْحَاكِمُ طَاغِيًا لَا يَرْحَمُ شَعْبَهُ.
Hükümdar, halkına acımasızca davranan zalim biriydi.