غُمَّة

شَعَرْتُ بِغُمَّةٍ فِي صَدْرِي عِنْدَمَا سَمِعْتُ خَبَرَ وَفَاةِ جَدَّتِي.

Büyükannemin ölüm haberini duyduğumda göğsümde bir sıkıntı hissettim.

تَسَبَّبَتِ الْأَزْمَةُ الِاقْتِصَادِيَّةُ فِي غُمَّةٍ كَبِيرَةٍ لِلْعَدِيدِ مِنَ الْأُسَرِ.

Ekonomik kriz, birçok aile için büyük üzüntüye neden oldu.

حَاوَلَ التَّغَلُّبَ عَلَى الْغُمَّةِ الَّتِي تُسَيْطِرُ عَلَيْهِ بِمُمَارَسَةِ الرِّيَاضَةِ.

Egzersiz yaparak onu ele geçiren kederin üstesinden gelmeye çalıştı.

İlişkili Kelimeler