انْتَشَرَ الهَلَعُ بَيْنَ النَّاسِ بَعْدَ سَمَاعِ دَوِيِّ انْفِجَارٍ قَوِيٍّ فِي المِنْطَقَةِ.
Bölgede güçlü bir patlama sesi duyulduktan sonra insanlar arasında panik yayıldı.
انْتَشَرَ الهَلَعُ بَيْنَ النَّاسِ بَعْدَ سَمَاعِ دَوِيِّ انْفِجَارٍ قَوِيٍّ فِي المِنْطَقَةِ.
Bölgede güçlü bir patlama sesi duyulduktan sonra insanlar arasında panik yayıldı.
عِنْدَمَا سَمِعَ الأَخْبَارَ، شَعَرَ بِهَلَعٍ كَبِيرٍ.
Haberleri duyunca büyük bir telaş yaşadı.
telaşlanış, ürkme, ürkü, ürküş, panikleme, ürküntü, dehşet, korku
عِنْدَمَا انْدَلَعَ الحَرِيقُ، أُصِيبَ الجَمِيعُ بِالهَلَعِ وَبَدَأُوا فِي الرَّكْضِ نَحْوَ المَخَارِجِ.
Yangın çıkınca herkes panikledi ve çıkışlara doğru koşmaya başladı.
فلان هَلِعٌ
Falan panik içinde
paniğe kapılmak