بَذَرَ الفَلَّاحُ البُذُورَ فِي الحَقْلِ لِكَيْ يَحْصُدَ مَحْصُولًا جَيِّدًا فِي نِهَايَةِ المَوْسِمِ.
Çiftçi, sezon sonunda iyi bir hasat elde etmek için tarlaya tohum ekti.
بَذَرَ الفَلَّاحُ البُذُورَ فِي الحَقْلِ لِكَيْ يَحْصُدَ مَحْصُولًا جَيِّدًا فِي نِهَايَةِ المَوْسِمِ.
Çiftçi, sezon sonunda iyi bir hasat elde etmek için tarlaya tohum ekti.
بَذَرَ الْمُتَظَاهِرُونَ الْمَنْشُورَاتِ فِي الشَّوَارِعِ لِلتَّعْبِيرِ عَنْ آرَائِهِمْ.
Göstericiler, görüşlerini ifade etmek için sokaklara broşürler saçtılar.
زَرَعَ الْفَلَّاحُ بُذُورَ الْقَمْحِ فِي الْخَرِيفِ.
Çiftçi buğday tohumlarını sonbaharda ekti.
بَعْدَ الِانْتِهَاءِ مِنْ عَمَلِيَّةِ الْبَذْرِ، مِنَ الْمُتَوَقَّعِ هُطُولُ الْأَمْطَارِ.
Ekim işlemi tamamlandıktan sonra yağmur yağması bekleniyor.
أَنْتَ تُبَذِّرُ وَقْتَكَ بِإِهْدَارِهِ عَبَثًا.
Zamanını boşa harcayarak israf ediyorsun.
ekiliş, ekme, döküp saçmak, hovardalık etmek