الْجَبْرُ هُوَ فَرْعٌ مِنْ فُرُوعِ الرِّيَاضِيَّاتِ يَتَعَامَلُ مَعَ الرُّمُوزِ
Cebir, sembollerle ilgilenen bir matematik dalıdır.
الْجَبْرُ هُوَ فَرْعٌ مِنْ فُرُوعِ الرِّيَاضِيَّاتِ يَتَعَامَلُ مَعَ الرُّمُوزِ
Cebir, sembollerle ilgilenen bir matematik dalıdır.
يَجِبُ أَنْ يَكُونَ هُنَاكَ جَبْرٌ لِلضَّرَرِ الَّذِي لَحِقَ بِالضَّحَايَا.
Mağdurlara verilen zararın telafi edilmesi gerekir.
يَحْتَاجُ هَذَا الْكَسْرُ إِلَى جَبْرٍ دَقِيقٍ حَتَّى يَلْتَئِمَ الْعَظْمُ بِشَكْلٍ صَحِيحٍ.
Bu kırığın, kemiğin düzgün bir şekilde iyileşmesi için dikkatli bir onarıma ihtiyacı var.
tazmin
اسْتَدْعَى الطَّبِيبُ الْمَرِيضَ إِلَى الْمُسْتَشْفَى لِجَبْرِ السَّاقِ الْمَكْسُورَةِ.
Doktor, kırılan bacağı alçılamak için hastaneye çağırdı.
يَجِبُ أَنْ نَجْبُرَ الضَّرَرَ الَّذِي تَسَبَّبْنَا فِيهِ لِلْآخَرِينَ
Başkalarına verdiğimiz zararı telafi etmeliyiz.
tazmin etmek