تَسَبَّبَ الحَرِيقُ فِي ضَرَرٍ كَبِيرٍ لِلْمُمْتَلَكَاتِ وَالمَبَانِي المُجَاوِرَةِ.
Yangın, mülklere ve çevredeki binalara büyük zarar verdi.
تَسَبَّبَ الحَرِيقُ فِي ضَرَرٍ كَبِيرٍ لِلْمُمْتَلَكَاتِ وَالمَبَانِي المُجَاوِرَةِ.
Yangın, mülklere ve çevredeki binalara büyük zarar verdi.
أَلْحَقَتِ الْعَاصِفَةُ أَضْرَارًا بَالِغَةً بِالْمَحَاصِيلِ الزِّرَاعِيَّةِ فِي الْمِنْطَقَةِ.
Fırtına bölgedeki tarım ürünlerine büyük hasar verdi.
يَجِبُ عَلَيْنَا تَجَنُّبُ إِلْحَاقِ الضَّرَرِ بِالْبِيئَةِ مِنْ خِلَالِ مُمَارَسَاتِنَا الْيَوْمِيَّةِ.
Günlük uygulamalarımızla çevreye zarar vermekten kaçınmalıyız.
mağduriyet, lezyon, avarya, halel, sakıncalılık, zararlılık, beis