الْفُسْتَانُ الْمُطَرَّزُ كَانَ جَمِيلًا جِدًّا فِي حَفْلِ الزِّفَافِ.
İşlemeli elbise düğünde çok güzeldi.
الْفُسْتَانُ الْمُطَرَّزُ كَانَ جَمِيلًا جِدًّا فِي حَفْلِ الزِّفَافِ.
İşlemeli elbise düğünde çok güzeldi.
الْوِسَادَةُ الْمُطَرَّزَةُ أَضَافَتْ لَمْسَةً جَمَالِيَّةً لِلْغُرْفَةِ.
Nakışlı yastık odaya estetik bir dokunuş kattı.
الْعَبَاءَةُ الْمُطَرَّزَةُ بِالذَّهَبِ كَانَتْ فَاخِرَةً لِلْغَايَةِ.
Altın sırmalı aba çok lüks görünüyordu.
biyeli, fistolu, işli, oyalı